Seçim sonuçlarına farklı bir pencere açmak istiyorum. Bir aklı evvel televizyoncu ne diyordu: ‘ Sağcıysanız MHP’ye solcuysanız CHP’ye oy verin.’ Buna Emin Çölaşan, İlhan Selçuk gibi ilaveler oldu. El birliğiyle ‘ CHP=MHP’ sloganı türettiler.
En vahimi, MHP lideri Bahçeli’nin AK Parti’yi destekleyenleri ‘ bölücü’, ‘ hain’ ve ‘ Barzani işbirlikçisi’ olarak tanımlamasıydı. CHP lideri Deniz Baykal çıktı sahneye. AK Parti’ye oy verenler için ‘ günahkar’ dedi.
Saadet Partisi’nin doğal lideri Necmettin Erbakan ne diyordu: ‘ AK Parti’ye oy vermek, cehenneme bilet almaktır.’
Hepsinin hedefinde iktidar partisinin olması doğaldır. Ancak bir partiye oy veren insanları, ‘hain, günahkar, cehennem yolcusu’ olarak tanımlamak, herhalde siyasetin bildik terminolojisinde yoktur.
Bu lafların ışığında bir de sandık sonuçlarına bakalım. AK Parti: yüzde 47. Seçimden önce, ‘ Ne yani toplumun yarısı AKP’li mi?’ diyerek anketlere kızan Okay Gönensin’i tekzip edercesine çıkan bir sonuç.
Şimdi bunu nasıl okumalıyız? Muhalifler haklıysa eğer; Toplumun neredeyse yarısı cehenneme koşar adım bilet alan günahkar ve hainler!
Üzgünüm, kendi payıma ben de bir günahkarım, cehenneme bir bilet aldım!
50 yıllık rekor kırıldı
Sandık sonuçlarının zihinlerde canlandırdığı veciz sözlerden biri, AK Parti’nin ‘ Durmak yok yola devam’ sloganı.
Bir yere kadar doğru, ama ‘ yola devam’ kararı verenler ‘ daha fazla demokrasi’, ‘ daha fazla özgürlük’, ‘ daha fazla refah’ ve ‘ daha fazla iş’ taleplerini de yenilediler aslında. Şu mesajı verdiler: İyi işler yaptınız, daha iyisi için yeni kredi açtık.
Krediyi açarken öylesine güçlü bir destek verdi ki, AK Parti, 50 yıllık sandık rekorunu kırıp geçti. AK Parti; eski DP’den sonra iktidarda üst üste iki seçimde oyunu arttıran ikinci parti olurken, yarattığı oy farkıyla da ilk sıraya yerleşti.
1950 seçimlerinde yüzde 52.68 oy alan DP, 1954 yılındaki seçimde oyunu yüzde 57.61’e çıkarmış, iki seçimdeki oy farkı yüzde 4.93 olmuştu. 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 34.43 oy olan AK Parti, yüzde 47’ye dayandı. Aradaki oy farkı, yüzde 12.5 civarında. İktidarda oylarını bu denli arttıran ikinci parti yok.
50 yıl sonra yeni rekorun adı: AK Parti.
Devlet sandığından
CHP-MHP
koalisyonu çıktı
Önüme gelen ilk sonuçlar arasında Çankaya’dan üç sandık var. Biri Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, biri Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Hava Kuvvetleri Komutanı Faruk Cömert, Deniz Kuvvetleri Komutanı Yener Karahanoğlu, diğeri Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ’un oy kullandığı sandık.
Devlet erkanı, bu sandıklarda.
Üç sandıktan da CHP birinci çıktı. Toplam 409 oy aldı. İkinci parti MHP. Aldığı oy, 124. Türkiye genelinde yüzde 47 oy alan AK Parti, bu üç sandıkta ancak 103 oya ulaşabildi. CHP, AK Parti’yi 4’e katlarken, MHP bile AK Parti’nin önüne geçti.
Yani, devlet sandığında CHP-MHP koalisyonu vardı.
Bravo Ağar’a
DYP ile ANAP’ı bir araya getirme projesi suya düştükten sonra herkesin ortak kanaati, DP’nin baraj altında kalacağı yönündeydi. Partililer bile zamanla bu gerçeği kabullenmeye başladılar. Tek umutları, yüzde 7’yi geçerek Hazine yardımından yararlanmaktı.
O da olmadı.
Daha sandıkların yarısı açılmıştı ki, Mehmet Ağar’ın istifa haberi ulaştı haber merkezlerine. İlk tepkim şöyle oldu: ‘Bravo, Ağar’a...’
Seçim yenilgilerinden sonra koltuklarına sıkı sıkıya sarılan o kadar genel başkan gördük ki, biraz da şaşırdık doğrusu.
Ümit ederim, Baykal’a da örnek olur.
Bu da halk muhtırası
Üç ayrı TV kanalında, seçim tahminim sorulduğunda şöyle dedim: ‘AK Parti yüzde 36-38, CHP yüzde 20-22, MHP yüzde 13-15 arasında oy alır.’
Sonuçlar, muhalefete ilişkin tahminimde yanılmadığımı, sıfır hatayla bildiğimi ortaya koydu. Ancak, çoğumuz gibi beni yanıltan AK Parti oldu. Üstelik, en yakından ettiğim partilerden biri olduğu halde.
Kaldı ki, AK Partinin anketlerinde de oy oranı yüzde 37-46 arasında değişiyordu. En iddialı AK Partililer bile ‘ Oyumuz yüzde 42’ diyordu. Yüzde 47, onlar için bile sürprizdi.
Nedenleri konusunda çok şey söylenebilir: Kırsal kesimi derinden etkileyen KÖYDES ve BELDES projeleri, ekonomik ve siyasi istikrar, Başbakan Erdoğan’ın Isparta’daki ‘ Tek başına iktidar olmazsam siyasetten çekilirim’ resti, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci, 27 Nisan bildirisi, Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararı gibi...
Bir cümleyle özetlemek gerekirse: Halk Muhtırası...
AK Parti açısından müthiş bir sonuç! AK Parti hemen hemen ülkenin12 ili dışında bütün ilerinde birinci parti oldu. Bu da ülkenin haritasının AK Parti turuncusuna boyandığını gösteriyor. Kürtler'in yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bile AK Parti oyalarını önemli ölçüde artırdı.
AK Parti bu seçimle geçmişte sadece Adnan Menderes'in Demokrat Partisi'nin gerçekleştirdiği sonuca benzer bir sonuç almış oldu. Türk Siyasi tarihinde ilk defa Menderes'in Demokrat Partisi'nin iktidarken girdiği ikinci seçimde oylarını artırması gibi, AK Parti de iktidarken ikinci kere tek başına iktidar olup oylarını artırmış oldu! AK Parti 2002 seçimlerinde 34.4 oy almıştı. Bu yazının yazıldığı saatlere kadar gelen sonuçlara göre AK Parti oylarını yüzde 45'in üzerine çıkardı. AK Parti'nin oy oranını artırmasında şüphesiz en etkili olan şey bir gece yarısı Genelkurmay'ın web sitesine konulan e-muhtıra oldu. Millet de seçimle birlikte bu muhtıraya oylarıyla cevap vermiş oldu.
Eğer e-muhtıra gibi, 367 illüzyonu gibi durumlar sözkonusu olmasaydı AK Parti belki de 2002'de aldığı sonucun altında oy alacaktı. 4.5 yıllık iktidar yorgunluğu ve yıpranmışlığı AK Parti'nin oylarını düşürebilirdi de.
"Danıştay saldırısı" ile başlayan terör süreci de AK Parti'yi yıpratmayı ve hükümetten etmeyi hedeflerken sürecin AK Parti'nin işine yaradığı anlaşılıyor. AK Parti iktidarını devirmeyi hedefleyen çetelerin faaliyetlerine de halk prim vermediğini göstermiş oldu! Seçim sonuçlarına göre AK Parti tek başına hükümet kuracak sayıyı fazlasıyla geçmiş durumda. Ve fakat tek başına Cumurbaşakanı'nı Meclis'te seçme sayısına yani 367'ye ulaşamıyor. Bu sonuçlara göre AK Parti yeni Cumhurbaşkanı'nı seçmek için MHP ile uzlaşmak mecburiyeti hissedecek gibi.
MHP'nin oylarını artırması önemli bir gelişme. Ancak PKK terörünün yaygınlaştığı bir süreçte milliyetçi oyların artması da pek öyle büyük bir gelişme sayılmaz. Gelelim CHP'ye... Bu sonuçlara göre Deniz Baykal'a Rodos'a kadar yüzmek düşüyor. Baykal'dan DP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ın istifası gibi bir istifa beklemek doğru ise de Baykal'ın bunu yapacağına kimse inanmaz. Baykal'ın kalesi Antalya'da bile AK Parti birinci parti oldu.
AK Parti'ye millet yeni bir beş yıl daha verdi. AK Parti'nin seçim sloganında olduğu gibi durmak yok, devam dedi. E-muhtıracıların bu sonuçtan kendilerine gereken dersi çıkarması umuduyla sonuçlar vatana millete hayırlı olsun.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi Ankara Tandoğan’dan başlayan ve İzmir Gündoğdu'da finali yapılan cumhuriyet mitinglerindeki atmosfer de, CHP'nin oylarını arttıramadı. 1146 otobüsle tatil yörelerinden seçmen taşıyan CHP, yine de beklediği desteği alamadı.
Seçim sonuçları açıklanırken, ilk ses Mehmet Ağar’dan geldi. Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar 21 sularında istifa ettiğini yazılı olarak duyurdu. Ağar için bu acı bir son oldu. Aynı dakikalarda gözler Baykal’ın evindeydi. Baykal sessiz. Baykal şokta. Önder Sav onun yerine konuşmak istedi ama partililer konuşturmadı. Olaylar çıktı. Polis müdahale etti. Yani Baykal korku içinde… Evinin önünde öfkeli Baykalzedeler vardı.
Hatırlarsınız. Başında 'kızlarımız namaz kılacağına bale yapsın' diyen Profesörlüğü bile tartışılan Türkan Saylan'ın olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği diye bir dernek Cumhuriyet mitingleri düzenlemiş ve bu mitinglerin her birine en az 1 milyon insanın katıldığını iddia etmişti. ( Her birine en az 1 diyorum ki Baykalzedeleri daha fazla üzmeyelim!? İzmir için 3, Ankara için 2 milyon diyenler bile vardı.) Baykal ve taraftarlarının iddiasına göre Cumhuriyet mitingine katılanlar, ‘milyonlarla’ ifade ediliyordu. CHP kanadından bindirilmiş kıtalar iddiasına sert cevaplar geliyor, ‘millet bizi iktidara taşıyacak’ deniyordu.
Garip olansa resmi olmayan kesin sonuçlara göre CHP’nin İzmir’de aldığı oy 368.196. Ankara’da 405.178 oy. İstanbul’da ise 628.842 oy. 3 ilin toplamı bir buçuk milyon bile etmiyor. Baykal bu insanların CHP’ye oy veren insanlar olduğunu iddia etmişti. Peki, 3 ilde en az 3 milyon olması gereken oy nerede?
Anlaşılan birileri çok fena aldandı. Aldatanlar fena aldandı.
Bu ilk değil! Bu 4. yenilgi…
1992'de yeniden açılması sonrası partinin genel başkanlık koltuğuna oturan Deniz Baykal, CHP lideri olarak girdiği dördüncü seçimde de beklediği sonucu alamadı. Baykal’ın yönetimindeki CHP 1995’te yüzde 10.71, 1999’da yüzde 8.71, 2002’de yüzde 19.39 oy aldı.
Baykal'ın 5. başarısızlığını yaşayacağını sanmıyorum. Bu son yenilgi ile Baykalzedeler ya partiyi böler, ya Baykal'ı...